Çevirmenliğin Organik Gelişimi Üzerine...
- Kaan Karakoç
- 2 Oca
- 2 dakikada okunur

Üniversitede çeviri dersleri almadan önce, çevirmenlik hakkında değil ilgim, bilgim bile yoktu. Çevirmenliğin bir meslek, hatta çok yetkin olunması gereken bir meslek olduğunu bilmiyordum. Alman Dili ve Eğitimi bölümünü kazanıp, M.E.B.'den zorunlu öğretmenlik karşılığı eğitim bursunu kazandığımda, kariyerimi çevirmenlik üzerine inşa edeceğimi düşünmemiştim bile.
Okulda geçirdiğim süre, beni ve fikirlerimi çok değiştirdi ve geliştirdi. Bir metni çözümlemeyi, satır aralarını okumayı, metni her yönüyle değerlendirip, cümlenin söz dizimsel olarak atomlarına ayırmayı öğrendim. Hatta bir dilin yaşayan bir organizma olduğunu anlayınca Türkçemize bakışım tamamen değişti. John Steinbeck'in Gazap Üzümleri'ni, Bitmeyen Kavga'sını okuyup, Sait Faik Abasıyanık ile benzerliklerini okuduğumda nasıl bir dünyaya adım attığımı anladım.
Uzun zamandır Türkçe edebiyat klasiklerini okuyorum ancak son birkaç yıldır da Türk dilinin Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemleri ile Cumhuriyetin ilk dönemlerinde geçirdiği başkalaşımı o kitapların satırlarında izledim. Türkçeyi kullanım şekillerinden çok etkilendim. Bu değişimin baş mimarları Sait Faik, Nurullah Ataç, Ömer Seyfettin, Reşat Nuri Güntekin gibi usta yazarlarımızdı. Bu değerli yazarların eserleri her bakımdan çok etkileyici ve bugünümüz Türkçesinin temellerini oluşturuyor. Onların Türk dilini fildişi kulelerinden çıkarıp halk dilinin kullanılması yönündeki çabaları sayesinde bugün "temiz" bir Türkçe konuşabiliyoruz. Temiz derken burada ağız, lehçe gibi dilin alt dallarını aşağı gördüğümü sanmayın lütfen; tam tersine, ağız ve lehçelerimiz dilimizin zenginliklerindendir.
Yapay zeka denilen ve dilsel algoritmalara dayanan yapılar tabii ki önemli. Önemsiz demek bir değişimi yadsımak olur ancak çeviri gibi çok katmanlı ve detaylı bir yapının sorumluluğunu yapay zekaya teslim etmek doğru olmaz. Çünkü kaliteli bir çeviri yapmak için yıllarını gelişimlerine yatıran çevirmenlerin tecrübesini ve sezgisini aynı kefeye koymak da bence haksızlık olur. Örnek verecek olursak bir halıyı incecik düğümleri ile bir insan mı dokusa daha değerli olur yoksa aynı deseni bir makine dokusa mı kaliteli olur? Bu sorunun cevabı çok açık olmasına rağmen bugün de, yarın da çeviri ihtiyacı olan birçok kişi maalesef yine kaliteden ödün vererek herhangi bir sorumluluk taşımayan yazılımlara güvenecek. Ancak zaman her zaman olduğu gibi işini hakkı ile yapan, kaliteden ödün vermeyen işletme ve çalışanları haklı çıkaracak. Bir işin kalitesinin, sıradanlığa yenik düştüğü durumlar tarih sayfalarında görülmüşse de, başarılı işlerin süreklilik kazanmasında en büyük pay her zaman kalite vurgusu olmuştur. Kalite her zaman galip gelir.




Yorumlar